Ankara Riyad İslamabad Hattı: Yeni Bir Stratejik Mihmer Mi Doğuyor?

ANKARA – 2026 yılının ilk çeyreğinde küresel savunma dengelerini kökten sarsacak bir hamle, Ankara’nın hamlesiyle somutlaşmaya başladı. Türkiye’nin, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında bir süredir olgunlaşan askeri ve teknolojik iş birliği platformuna resmi olarak dahil olma isteği, bölge başkentlerinde “Yeni Savunma Paktı” tartışmalarını alevlendirdi.
Savunma Sanayiinde “Güç Birliği” Modeli
Türkiye’nin bu ittifaka dahil olma kararı, sadece bir diplomatik yakınlaşma değil; aynı zamanda insansız hava araçları (İHA/SİHA), füze teknolojileri ve yerli savaş uçağı (KAAN) projelerinde ortak üretim kapasitesini birleştirme stratejisi taşıyor. Uzmanlar, Pakistan’ın nükleer caydırıcılığı ve Suudi Arabistan’ın finansal gücünün, Türkiye’nin operasyonel tecrübesi ve üretim kapasitesiyle birleşmesinin Orta Doğu ve Güney Asya’da yeni bir ağırlık merkezi oluşturacağını belirtiyor.
Jeopolitik Kırılma: Batı’ya Alternatif mi?
Bu hamle, özellikle Washington ve Brüksel hattında dikkatle takip ediliyor. Türkiye’nin bu üçlü yapıdaki rolü, NATO içindeki stratejik özerklik arayışının bir parçası olarak görülüyor.
-
Enerji Güvenliği: Suudi Arabistan ile kurulan bu bağ, Türkiye’nin enerji arz güvenliğini pekiştirebilir.
-
Savunma İhracatı: Pakistan pazarı üzerinden Asya-Pasifik bölgesine açılan yeni bir kapı hedefleniyor.
-
Bölgesel İstikrar: İttifakın; Kızıldeniz, Basra Körfezi ve Hint Okyanusu’nu kapsayan geniş bir güvenlik şemsiyesi oluşturması bekleniyor.
Analiz: “Stratejik Özerkliğin Zirvesi”
Siyaset bilimciler, bu girişimi Türkiye’nin “Yüzyılın Hamlesi” olarak nitelendiriyor. Batı’dan gelen ambargo tehditlerine ve tedarik zinciri kısıtlamalarına karşı bir “B planı” olarak görülen bu ittifak, Ankara’yı sadece bir silah alıcısı değil, aynı zamanda bölgenin ana teknoloji sağlayıcısı konumuna taşıyor.
Olası Riskler ve Fırsatlar
İttifakın önündeki en büyük engel, bölgedeki rakip güçlerin (özellikle İran ve Hindistan) bu yakınlaşmaya vereceği tepki. Ancak Ankara kulislerinden sızan bilgilere göre, Türkiye bu süreci “kimseye karşı değil, bölgesel istikrar için” prensibiyle yönetmeyi planlıyor.
Haberci.Biz / PAK / Zehra Naz Berdibek








